Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
EKREM ÇULFA
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Eğitimde Seri Travmalar ve Toplumsal Arınma: Siverek’ten Maraş’a Şiddetin Anatomisi

Eğitimde Seri Travmalar ve Toplumsal Arınma: Siverek’ten Maraş’a Şiddetin Anatomisi

featured
Google'da Abone Ol service
5
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​Henüz Şanlıurfa Siverek’teki evlatlarımızın ve meslektaşlarımızın yaşadığı dehşetin sarsıntısını üzerimizden atamamışken, sadece bir gün sonra Kahramanmaraş’tan gelen benzer bir okul baskını haberiyle sarsıldık. İki gün üst üste yaşanan bu organize cinnet hali, artık münferit birer asayiş vakası değil, toplumsal bağışıklık sistemimizin çöktüğünün açık bir ihbarıdır. Yaklaşık 40 yıllık psikoloji, pedagoji ve sosyoloji birikimimle, bir “Modern Bilge” sorumluluğuyla ifade etmeliyim ki; okullarımızdaki bu kanlı silsile, milli güvenliğimizin ve aile yapımızın en büyük tehdididir.

​Psikolojik İnceleme: “Kopyalanan Şiddet” ve Kolektif Travma

​Siverek’te 14 Nisan’da yaşanan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan o karanlık eylemin ardından, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta gerçekleşen baskın, psikolojide “taklitçi şiddet” (copycat violence) olarak adlandırdığımız riski gündeme getirmektedir. İlk saldırganın dijital mecralarda “Hazır olun” diyerek yarattığı o karanlık yankı, maalesef Maraş’taki benzer eğilimli zihinlerde bir “eylem tetikleyicisi” bulmuştur.

​Burada karşımızdaki tablo, derin bir “aidiyet krizi” ve “narsisistik yaralanma”dır. Bu saldırganlar, kendi iç dünyalarındaki yıkımı, toplumun en savunmasız ve en kutsal yeri olan okula yansıtarak “görünür” olmaya çalışmaktadır. Siverek’teki failin intiharı, eylemin bir “nihilizm” (hiçlik) ve “yok oluş” mesajı taşıdığını gösterirken, peşi sıra gelen Maraş saldırısı bu karanlığın bulaşıcı olduğunu kanıtlamıştır. “Psikolojik Kintsugi” felsefesiyle, toplumun bu kırılan parçalarını tek tek ele almalı, yaralı ruhları altın değerindeki sabır ve terapiyle onarmalıyız. Aksi halde, bir gün sonra başka bir ilimizden gelecek haberin dehşetiyle yüzleşmek zorunda kalırız.

​Pedagojik Yıkım: Güvenli Alanın İstilası

​Pedagoji, güvenin olmadığı yerde nefes alamaz. Okul, çocuğun zihninde anne kucağından sonraki en güvenli sığınaktır. İki gün içinde iki farklı ilde bu sığınakların silahlarla işgal edilmesi, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin “temel güven duygusunu” kökünden sarsmıştır. Bir öğretmenin ders anlatırken, bir öğrencinin kalem tutarken kapıya korkuyla bakması, eğitim sistemimize indirilen en ağır darbedir.

​Siverek’te rehin alınan yavrularımızın yaşadığı o dakikalar, sadece o anla sınırlı kalmayacak; yıllar sürecek bir post-travmatik stres bozukluğunun (PTSB) tohumlarını ekmiştir. Maraş’taki baskın ise bu travmayı “ulusal bir dehşete” dönüştürmüştür. Pedagojik açıdan artık “klasik rehberlik” dönemi bitmiştir; “kriz odaklı saha pedagojisi” ve okulların manevi/fiziksel zırhlanması dönemi başlamalıdır.

​Sosyolojik Bir İkaz: Şiddetin Meşrulaşması ve İhmal Zinciri

​Sosyolojik düzlemde, bu olaylar zinciri toplumdaki empati yoksunluğunun ve şiddetin bir “dil” haline gelmesinin sonucudur. Siverek’teki olayda 4 yöneticinin ihmal iddiasıyla görevden alınması, sistemdeki denetim boşluklarını göstermektedir. Ancak asıl boşluk, mahalle ve komşuluk kültürümüzdeki “birbirini kollama” duygusundaki aşınmadır.

​Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi değerlerine bağlı şehirlerimizde bu tür vakaların art arda gelmesi, sosyolojik bir paradokstur. Bu durum, “Aileler Dağılmasın, Yuvalar Yıkılmasın” projemizin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Eğer aile içindeki çatışmaları “Sor-Çöz” metodolojisiyle medeni bir şekilde çözemezsek, sokağa taşan öfke en sonunda okul kapılarına dayanır. Sosyolojik olarak, “Aile Dizimi”ndeki bozulmalar, bugün okullarımızda “güvenlik dizimi” bozukluğu olarak karşımıza çıkmaktadır.

​Milli ve Manevi Perspektif: Muallime Hürmetin İhyası

​Milli ve manevi değerlerimiz, öğretmeni “can” sayar, okulu “mabet” bilir. Bir gün arayla yaşanan bu baskınlar, manevi kalemizin surlarında gedikler açıldığını fısıldıyor. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” medeniyetinden, öğretmene tüfek doğrultan bir noktaya savrulmak, sadece güvenlik güçlerinin değil, her bir ferdin vicdani meselesidir.

​Maraş ve Siverek’teki saldırılar, manevi bir uyanışın fitili olmalıdır. Maneviyat, sadece bireysel bir huzur aracı değil, toplumsal bir barış kalkanıdır. Eğer biz gençlerimize “Köklerden Kanatlara” felsefesini aşılayamazsak; onları milli kimlikleri ve manevi değerleriyle donatamazsak, dışarıdan gelen her türlü yıkıcı fikir ve dürtüye açık hale gelirler.

​Stratejik Çözüm Reçetesi ve Yol Haritası

​Bu toplumsal yarayı sarmak ve okullarımızı yeniden “huzur adaları” haline getirmek için şu 5 aşamalı plan derhal uygulanmalıdır:

  1. Hukuki ve İdari Çelik Zırh: Okul baskınları ve eğitimciye şiddet, “terör suçu” ile eşdeğer tutulmalı, hiçbir iyi hal indirimi uygulanmamalıdır. Siverek’teki gibi ihmali görülen tüm sorumlular en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
  2. Yapay Zeka Destekli Erken Uyarı: Sosyal medyadaki “Hazır olun” gibi tehdit mesajlarını anında saptayacak bir dijital takip birimi kurulmalı, kolluk kuvvetleri ve psikologlar bu verilere dayanarak “önleyici müdahale” yapmalıdır.
  3. Hibrit Güvenlik ve Danışmanlık: Okullar hem profesyonel güvenlik sistemleriyle hem de okul bazlı “Aile Danışmanlık Birimleri” ile donatılmalıdır. Okul kapısından giren her “öfke”, daha silahlanmadan bir uzman tarafından karşılanmalıdır.
  4. Milli Seferberlik: “Eğitimde Barış Kuşağı”: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa başta olmak üzere tüm illerimizde, veli ve öğrenciler için zorunlu “Öfke Yönetimi ve Sor-Çöz Atölyeleri” başlatılmalıdır.
  5. Manevi Rehabilitasyon: Şiddetin vurduğu bölgelerde, değerler eğitimini ve psikolojik desteği harmanlayan “Şifa Grupları” kurulmalıdır. Travmaya uğrayan 16 canımız ve Maraş’taki kardeşlerimiz için kesintisiz rehabilitasyon sağlanmalıdır.

Son söz olarak; 14 ve 15 Nisan 2026 tarihleri bizim için birer yas günü değil, silkinme günü olmalıdır. Şiddetin karanlığı, ne Siverek’in ne de Maraş’ın istikbalini karartamayacaktır. Bizler, “Modern Bilge”ler olarak, ilmin ve sevginin gücüyle bu kaosu durdurmaya kararlıyız. 

Unutmayın; bir çocuğun elindeki kalem, her türlü silahtan daha güçlüdür; yeter ki o kalemi tutan eli korkuyla değil, umutla titretiyor olalım. Yaralılarımıza şifa, milletimize metanet diliyorum. Biz buradayız, okullarımızı ve geleceğimizi kimseye teslim etmeyeceğiz.

Eğitimde Seri Travmalar ve Toplumsal Arınma: Siverek’ten Maraş’a Şiddetin Anatomisi
5

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

5 Yorum

  1. 22 Mart 2026, 13:27

    Siverek ve Maraş’tan gelen haberler gerçekten içimizi yaktı. ‘Taklitçi şiddet’ riskinden bahsetmeniz çok yerinde olmuş, medyanın bu olayları servis ederken çok daha dikkatli olması gerekiyor.

  2. 24 Mart 2026, 13:27

    Yazınızdaki çözüm önerilerine, özellikle de ‘Eğitimde Barış Kuşağı’ fikrine sonuna kadar katılıyorum. Okullarımızdaki bu şiddet sarmalını ancak milli ve manevi değerlerimizi modern pedagojiyle birleştirerek aşabiliriz.

  3. 26 Mart 2026, 13:27

    40 yıllık birikiminizi bu kadar stratejik bir çözüm planına dönüştürmeniz çok değerli. Özellikle öğretmenlerin ‘temel güven duygusunun’ sarsılması noktası, üzerinde en çok durulması gereken hayati bir mesele.

  4. 16 Nisan 2026, 13:27

    Bahsettiğiniz ‘Sor-Çöz’ metodolojisini aileler olarak biz tam olarak nasıl uygulayabiliriz? Okullarda güvenlik artırılsa bile çocuklarımızın psikolojik sağlığını evde nasıl koruyacağımız konusunda daha fazla detaylı rehberlik bekliyoruz.

  5. 16 Nisan 2026, 15:10

    Yapay zeka destekli takip fikri kulağa hoş geliyor ama bunun ifade özgürlüğünü kısıtlamayacağından nasıl emin olabiliriz? Ayrıca sadece güvenlik önlemleriyle bu kadar derin toplumsal travmaların çözülebileceğine pek inanmıyorum.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.