Son yıllarda İstanbul’un can damarı olan Metro ve Marmaray hatlarından gelen acı haberler, sadece ulaşımı aksatmakla kalmıyor; toplumun ruh sağlığındaki derin yaraları da gün yüzüne çıkarıyor. Bir “durak” değil, bir “son” olarak görülen bu raylar, aslında imdat çığlığı atan ruhların son durağı haline geldi.
Kronolojik Bir Bakış: Yeraltındaki Sessiz Feryat
İstanbul’daki raylı sistem intiharları maalesef belirli periyotlarla yoğunlaşan bir seyir izliyor:
- 2020-2022 Dönemi: Pandemi sonrası ekonomik belirsizlik ve sosyal izolasyonun etkisiyle Marmaray (özellikle Sirkeci, Yenikapı durakları) ve M2 Metro hattında vakalarda görünür bir artış yaşandı.
- 2023-2024: Genç nüfusun yoğun olduğu duraklarda (Yıldız, Gayrettepe) “anlık kriz” kaynaklı girişimler basına yansıdı.
- 2025-2026 (Günümüz): Alınan güvenlik önlemlerine rağmen, bireylerin kalabalık içindeki yalnızlığı ve dijital dünyanın yarattığı boşluk, bu üzücü olayları kronik bir toplumsal sorun haline getirdi.
Nedenlerin Derin Analizi: Neden Raylar?
Bu trajik olayların tek bir nedeni yoktur; bir buzdağının su altındaki kısımları gibi çok boyutludur:
- Psikolojik Nedenler: “Tünel bakışı” dediğimiz, kişinin sorunları içinde boğulup çıkış yolunu görememesi. Depresyon, anksiyete ve kişilik bozukluklarının tedavi edilmemesi, ani dürtüsel kararları tetikliyor.
- Pedagojik Nedenler: Çocuklukta “hayır” cevabıyla tanışmamış, dayanıklılığı (rezilyans) düşük yetişen nesiller, hayatın sert rüzgarlarıyla karşılaştığında çabuk kırılıyor. Duygusal zeka eğitimi eksikliği, sorun çözme yetisini köreltiyor.
- Sosyolojik Nedenler: Modern şehir hayatının getirdiği “kalabalıklar içinde yalnızlık”. Komşuluk ve akrabalık bağlarının zayıflaması, bireyi sosyal bir boşluğa itiyor. Ekonomik baskılar ve gelecek kaygısı da bu tabloyu ağırlaştırıyor.
- Milli, Manevi ve Dini Nedenler: “Yaşatmak” üzerine kurulu medeniyet tasavvurumuzdan uzaklaşılması. Kader inancının yanlış yorumlanması veya manevi bir dayanağın (tevekkül, sabır, anlam arayışı) yokluğu, kişiyi nihilizmin (hiçlik) pençesine düşürüyor. Ruhun gıdası olan inanç ve aidiyet duygusu zayıfladığında, beden de yük gelmeye başlıyor.
Çözüm Yolları: Yeniden Diriliş İçin Ne Yapmalı?
Bu karanlık tabloyu aydınlatmak aslında elimizde:
- Güvenlik ve Mühendislik: Tüm istasyonlara acilen “Peron Ayırıcı Kapı Sistemleri” (PAKS) kurulmalıdır. Fiziksel engel, dürtüsel girişimleri %90 oranında azaltır.
- Manevi Rehabilitasyon: Gençlerimize “hayatın bir imtihan olduğu ama bu imtihanda asla yalnız olmadıkları” bilinci aşılanmalı. Diyanet ve Milli Eğitim iş birliğiyle “Anlam ve Değerler” eğitimi güçlendirilmelidir.
- Psikolojik İlkyardım İstasyonları: Metro çıkışlarında veya yoğun duraklarda “Psikolojik Danışma Noktaları” kurulmalı, “Yalnız Değilsin” mesajı görsel olarak her yere işlenmelidir.
- Medya Dili: İntihar haberlerinin veriliş tarzı değiştirilmeli; özendirici, detay verici ve romantize eden dilden kaçınılmalıdır.
Sonuç Olarak;
Her can, bir alemdir. Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktır. Rayların altına atılan o bedenler, aslında bizim toplumsal duyarlılığımızın altına atılmıştır. Gelin, birbirimizin “nasılsın?” sorusundaki samimiyeti olalım. Ruhun ilacı; sevgi, ilgi ve sarsılmaz bir imandır.
Unutmayın, karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığa en yakın olduğumuz andır.
Sevgi ve Farkındalıkla Kalın,
Prof. Dr. Ekrem Çulfa
Aile Danışmanı ve Yaşam Koçu


