UĞUR MUMCU’NUN GÖZÜNDEN: BARZANİ AİLESİ VE İSTİHBARAT İLİŞKİLERİ.!
Uğur Mumcu, Ortadoğu denklemini çözerken duygularla değil, belgelerle konuşurdu.
Barzani ailesi ve onların çeşitli istihbarat örgütleriyle ilişkisi konusunda da aynı tavrı sürdürdü,
Arşiv taradı, yabancı raporları inceledi, diplomatik yazışmaların satır aralarını okudu.
Sonuçta ortaya çıkan tablo, onun deyimiyle “Ortadoğu siyasetinin sisli yüzü” idi.
Mumcu’ya göre Barzani hareketi, hiçbir zaman yalnızca bir ulusal mücadele örgütü olmadı.
Aksine, bölgedeki büyük güçlerin politikalarıyla iç içe geçmiş, zaman zaman o güçlerin yönlendirmesiyle şekillenmiş bir yapıydı.
Bu ilişki ağının merkezinde ise Batılı istihbarat servisleri, özellikle de CIA ve MOSSAD bulunuyordu.
Mumcu, bu kurumların Barzani ailesiyle kurduğu temasları belgeleyen çok sayıda rapora dikkat çekerdi.
Ona göre dengeler basitti: “Barzani ailesi güçlüden yana olur.” İran ile çatıştıkları dönemde İsrail’le yakınlaştılar.
Bağdat yönetimiyle bir gerilim yaşandığında ABD devreye girdi; Sovyetlerin bölgedeki etkisi güçlendiğinde bu kapı da yoklanmıştı.
Mumcu, bu ilişkileri bir “çoklu kart oyunu” olarak tanımlıyor,
Barzani hareketinin hangi gücün desteği ağır basıyorsa o yöne eğildiğini yazıyordu.
Mumcu’nun analizlerinde özellikle şu nokta öne çıkıyordu.
Bu istihbarat ilişkileri yalnızca askeri destek veya lojistik yardım değildi.
Aynı zamanda bölgenin ekonomik kaynakları, enerji hatları, sınır düzenlemeleri ve Türkiye’nin güvenlik politikaları üzerinde de belirleyici bir etki yaratıyordu.
Mumcu, Türkiye’nin bu ağları iyi okuması gerektiğini, aksi halde bölgedeki gelişmelerin Ankara’nın değil, dış güçlerin istediği doğrultuda ilerleyeceğini vurguluyordu.
Aradan yıllar geçti ama Mumcu’nun tespitleri hâlâ geçerliliğini koruyor.
Barzani ailesi bugün de aynı coğrafyada, aynı güç merkezleriyle temasta. Siyaset değişiyor, dengeler oynuyor ama Mumcu’nun bıraktığı temel uyarı hâlâ geçerli
“Ortadoğu’da hiçbir hareket yalnız değildir.
Her yapının ardında bir güç, her gücün ardında bir hesap vardır.”


