Behlül, kumdan bir saray yapmış. Halife Harun Reşid de şaka yollu olarak, “Bana bu sarayı satar mısın?” diye sormuş Behlül’e. “Elli altına satarım” demiş Behlül. Halife, “Elli altın bu kumdan saraya çok” demiş. Behlül de “Almazsan alma madem” deyip savmış Halife’yi başından.
O gece bir rüya görmüş halife. Rüyasında cennette dolaşmaktaymış ve muhteşem bir saray görmüş. “Acaba bu saray kimindir, hangi peygamberin, hangi evliyanındır?” diye sormuş soruşturmuş etrafa. Bir de bakmış ki saray hanımının sarayı imiş. Hanımı ona “Allah bana bu sarayı Behlül’ün kumdan sarayını elli altına aldım diye ihsan etti” demiş.
Sabah ilk iş koşarak Behlül’ün yanına gitmiş Harun Reşid. Bakmış ki Behlül kumdan saray yapıyor yine. Demiş ki: “Sat bana bu sarayı.” Behlül biraz da kırgınca cevap vermiş: “On bin altına satarım.” Halife şaşırarak sormuş: “Yahu dün elli altındı ya.” Behlül fısıldamış: “O, sen o rüyayı görmeden önceydi.”
(İsmail Kılıçarslan yazısından, Yeni Şafak gazetesi)


