Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KARA SALİH ÇAVUŞ

featured
Mustafa Kemal’in Gizli Görevlisi Kara Salih Çavuş: İşkenceye Rağmen Tek Kelime Etmedi
Mustafa Kemal’in emriyle İstanbul’da kurulan gizli teşkilata katıldı. Anadolu’ya silah ve mühimmat geçirilmesinde görev aldı. Yakalandığında ise ağır işkencelere maruz bırakıldı.
Dişleri çekildi, tırnakları söküldü, ayak tabanlarına çiviler batırıldı. Günlerce dövüldü, buz gibi suda bekletildi ve sonunda idama mahkûm edildi. Ancak kendisinden bilgi almak isteyenlere tek kelime söylemedi.
Bu sıra dışı hayatın sahibi Kara Salih Çavuş’tu.
Hikâyesi Siirt’te başladı
Salih, çocukluğundan itibaren hareketli, meraklı ve yerinde duramayan biriydi. Okul yıllarında hocasından arkadaşlarının önünde dayak yemesi onun hayatında önemli bir kırılma noktası oldu. Gururuna yediremediği bu olaydan sonra okuldan ayrıldı ve bir daha eğitim hayatına dönmedi.
Yıllar sonra Balkan Savaşları başlayınca gönüllü olarak cepheye koştu. Birinci Dünya Savaşı sırasında ise er olarak Çanakkale’ye gönderildi.
Mustafa Kemal’le yolu ilk kez burada kesişti.
Arıburnu’nda onun komutası altında savaştı ve süngü hücumlarına katıldı. Mustafa Kemal’e duyduğu bağlılığı yıllar sonra, “Öl dese ölürdüm” sözleriyle anlatacaktı.
Silahına kendi canı kadar güveniyordu
1916 yılında Sina Cephesi’ne gönderilen Salih’in hayatındaki dikkat çekici olaylardan biri burada yaşandı.
Çanakkale’den beri kullandığı tüfeğinin kabzası bozulunca silahını tamire vermek zorunda kaldı. Atış talimi sırasında kendisine verilen başka bir tüfeği beğenmedi.
Komutanı sebebini sorduğunda verdiği cevap oldukça ilginçti:
Hedefi vuracağı konusunda kendisine güveniyordu ama elindeki silaha güvenmiyordu. Çanakkale’den beri kullandığı tüfeğinin huyunu bildiğini, yaralandığı zaman bile onu elinden bırakmadığını söyledi.
O silahı için, “Benim dostumdur. Yüzümü kara çıkarmaz. Yiğit insan kendisine güvendiği kadar silahına da güvenmeli” diyordu.
Bunun üzerine eski tüfeği getirildi ve Salih’ten hedeflere ateş etmesi istendi.
Komutan hangi hedefi söylediyse Salih vurdu. Bir hedefin sağı, diğerinin solu denildiğinde dahi kurşunları istenilen noktaya göndermeyi başardı.
Nişancılığı komutanlarının dikkatini çekti.
Tabur komutanı da onu bizzat sınamak istedi. Uzakta bulunan bir ağacın ince bir dalını hedef gösterdi.
Salih tek atışta dalı vurdu.
Bu başarısının ardından başçavuşluğa yükseltildi.
İngiliz keşif birliklerinin korkulu rüyası oldu
Başçavuş olduktan sonra askerlerinin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilendi. Ancak onun ilgisini asıl çeken şey, bölgede alçaktan uçan İngiliz uçakları ve çölde dolaşan düşman keşif birlikleriydi.
Bir gün komutanına, izin verilmesi halinde alçaktan uçan uçakları tek tek vurabileceğini söyledi.
Birliği daha sonra denize yakın, oldukça kurak ve ıssız bir bölgeye gönderildi. Bölgede İngiliz keşif birliklerinin yanı sıra istihbarat toplayan bazı bedeviler bulunuyordu.
Bir gün birliğin yakınlarında şüpheli bir bedevi görüldü.
Komutanı Şükrü Bey, Salih’e atını vererek adamın peşinden gitmesini ve mümkünse yakalamasını emretti.
Saatler sonra Salih geri döndü.
Yanında ayaklarından vurulmuş iki kişi vardı.
Salih, çölde kendisine ateş ederek kaçmaya çalışan iki kişiyi başka türlü yakalayamayınca ayaklarından vurduğunu söyledi.
Üzerlerinde yapılan aramada bir zarf bulundu. Belgelerin, Osmanlı birliklerinin konumlarına ilişkin bilgileri İngilizlere ulaştırmak amacıyla taşındığı anlaşıldı.
Salih bu başarısından dolayı ödüllendirildi.
Tek başına çöle gönderildi
Şükrü Bey bir süre sonra onun nişancılığından daha fazla yararlanmak istedi.
Salih’e çölde kilometrelerce ilerleyip kum tepelerinin gerisinde gizlenerek düşman keşif birliklerini durdurup durduramayacağını sordu.
Salih’in cevabı netti:
Gözüne kestirdiği düşmanın geri dönemeyeceğini söylüyordu.
Yanına yalnızca kırk mermi, birkaç parça peksimet ve iki matara su aldı. Kendisine hurma verilmek istendiğinde sıcakta susatacağını düşünerek kabul etmedi.
At da istemedi.
Çünkü hayvanın hareket ederek veya kişneyerek düşmana yerini belli edebileceğini düşünüyordu.
Saatler sonra Salih ufukta yeniden göründü.
Bu kez yanında iki at ve yaralı iki İngiliz askeri vardı.
Ertesi gün yeniden göreve gitmek istedi.
Komutanları tereddüt etse de Salih kararlıydı. Bir gün önce kaybolan askerlerini aramak için İngilizlerin yeniden aynı bölgeye geleceğini düşünüyordu.
Silahını alıp tekrar çöle çıktı.
Saatler geçti.
Uzaktan makineli tüfek sesleri duyuldu.
Ancak Salih dönmedi.
Gece oldu, yine haber yoktu.
Ertesi sabah olduğunda komutanları onun ya öldürüldüğünü ya da esir düştüğünü düşünmeye başladı.
Öğleden sonra ise çölde bir siluet belirdi.
Gelen Kara Salih’ti.
Komutanının karşısına çıktığında cebinden bir tabanca çıkarıp ona uzattı.
Komutanı ne olduğunu sorunca Salih sakin bir şekilde yaşadıklarını anlatmaya başladı.
İngiliz uçağını tüfeğiyle düşürdü
Çölde ilerlerken kendisini tamamen açık bir arazide bulmuştu. Sıcak giderek artarken, çok alçaktan uçan bir İngiliz uçağı yaklaştı.
Salih hemen yere uzanarak ölü taklidi yaptı.
Ancak uçaktakiler onu fark etmişti.
Makineli tüfekle bulunduğu bölgeyi taramaya başladılar.
Uçak o kadar alçaktı ki içindeki pilotu açıkça görebildiğini anlatıyordu.
Tüfeğini kaldırdı.
Uçağın hareket yönünü hesapladı ve ön tarafına doğru art arda ateş etti.
Bir süre sonra uçak kontrolünü kaybetti. Sağ sola savrulduktan sonra yükselmeye çalıştı ve ardından yanarak yere düştü.
Salih hemen uçağın bulunduğu noktaya gitmedi. Güneşin altında saatlerce bir kum tepesinin gölgesinde bekledi.
Hava biraz serinleyince enkazın bulunduğu yere gitti.
Oradaki bazı bedeviler onu görünce kaçtı.
Salih enkazdan aldığı tabancayı da komutanına götürdü.
Bu olay onun birlik içerisindeki ününü daha da artırdı.
Gizli teşkilata katıldı
Savaşın ilerleyen dönemlerinde Filistin Cephesi’nde de görev yaptı.
Bir gözetleme balonunu düşürdüğü için Alman komutanlığı tarafından takdirname aldığı anlatıldı.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından ise hayatında yeni bir dönem başladı.
Mustafa Kemal tarafından İstanbul Şişli’ye çağrıldı.
Burada Milli Mücadele için çalışan gizli yapılardan birinde görevlendirildi.
İstanbul işgal altındaydı ve Anadolu’da başlayan direniş hareketinin silaha ve mühimmata ihtiyacı vardı.
Kara Salih Çavuş, İstanbul’dan Anadolu’ya yapılan gizli silah sevkiyatlarında görev almaya başladı.
Birçok operasyon başarıyla gerçekleştirildi.
Ancak operasyonlardan birinde yakalandı.
Günlerce işkence gördü, konuşmadı
Kendisinden teşkilat hakkında bilgi almak isteyenler Salih’e ağır işkenceler yaptı.
Dişlerinin çekildiği, tırnaklarının söküldüğü, ayak tabanlarına çiviler batırıldığı ve günlerce dövüldüğü anlatılır.
Buz gibi suyun içerisinde çıplak şekilde bekletildi.
Sonunda idama mahkûm edildi.
Fakat bütün bu işkencelere rağmen arkadaşlarının isimlerini ve örgütün faaliyetlerini açıklamadı.
Daha sonra hapisten kurtarılarak Anadolu’ya geçti.
Milli Mücadele’ye yeniden katıldı.
İnönü ve Sakarya savaşlarında görev yaptı.
Cephe gerisinde ve düşman hatlarının yakınlarında faaliyet gösterecek birliklerin oluşturulmasında da rol aldı.
Yaptığı operasyonlar o kadar başarılı bulundu ki bir süre sonra Genelkurmay’a çağrıldı.
Mustafa Kemal’in kendisini alnından öperek tebrik ettiği anlatılır.
Mim Mim Grubu’nun önemli isimlerinden Topkapılı Cambaz Mehmet tarafından hazırlanan belgelerde de Kara Salih Çavuş’un Milli Mücadele sırasında gerçekleştirdiği operasyonlardan söz edildi.
Çanakkale’den Sina çöllerine, Filistin’den işgal altındaki İstanbul’a ve oradan Milli Mücadele cephelerine uzanan bir hayat…
Kara Salih Çavuş, cesareti, nişancılığı ve kendisine verilen görevleri yerine getirme konusundaki kararlılığıyla adını tarihe bırakan isimlerden biri oldu.
Ruhu şad olsun.

KARA SALİH ÇAVUŞ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.