Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Akrabasından birinin İzmir suikastinden hüküm giymiş olmasının hıncını yaşayan genç bir öğretmen, bu hıncın etkisi altında, Mustafa Kemal’e karşı çok ağır bir şiir kaleme alır. Önüne gelene de okur.

Mustafa Kemal hakkında çok ağır suçlamalarla dolu olan şiir savcıyı harekete geçirir.

Genç öğretmen suçunu inkâr etmez. Saçtığı zehirlerin kendisine ait olduğunu mahkemede yargıç önünde de itiraf eder ve hakaretten hapse mahkum olur.

Hal böyleyken, mahkumiyetinin ilk ayında, 1933’te Cumhuriyetin 10’uncu Yılı Affı imdadına yetişir ve hapisten çıkar.

Mesleğine dönmek için Millî Eğitim Bakanlığına başvurur.

Olumsuz cevap alır. Danıştay’a gider.

Tayini hakkında herhangi bir kanuni sakınca kalmadığını öğrenince, tekrar Millî Eğitim Bakanlığına başvurusunu tekrarlar, şöyle bir yanıt alır. “Bakanlığımız sizi tekrar işe alma sorumluluğu taşımamaktadır”! Randevu alır ve bakanın karşısına çıkar. “Zorunlu hizmetim vardır, tekrar işime dönmek istiyorum” der. Milli Eğitim Bakanı da “sizi borcunuzu ödemekten muaf tutuyorum” şeklinde cevap verir. Genç öğretmen hiddetlenir, “benim borcum şahsınıza değil, devletedir. Siz devlet borçlarını atfetmek yetkisine sahip değilsiniz”.

Millî Eğitim Bakanı sakince cevap verir, “bakanlığımızca hakkınızda yapılacak başkaca bir işlem yoktur”.

Genç öğretmen sorar, “niçin?”

Millî Eğitim Bakanı genç öğretmene bakar ve “oğlum” der, suçun doğrudan doğruya Mustafa Kemal’in şahsına aittir. Ağır hakaret etmişsin. Biz kendi başımıza karar veremeyiz”!

Genç öğretmen kararlı bir şekilde “o halde” der, “bizzat Mustafa Kemal’e çıkacağım!

Millî Eğitim Bakanı süratle kapıya doğru ilerleyen genç öğretmene doğru seslenir, “dur gitme, dur, pek de inatçıymışsın. Bir çare düşünelim. Sen bir hafta sonra tekrar gel bana.”

Aradan kısa bir süre geçer. Yer Çankaya, Mustafa Kemal’in sofrası.

Millî Eğitim Bakanı Hikmet Bayur da sofrada, davetliler arasındadır. Bir ara fırsatını bulur, Mustafa Kemal Paşa’nın kulağına eğilir ve “Paşam” der, “hani hakkınızda ağır bir şiir yazmış olan genç bir öğretmen vardı ya, hatırladınız mı, aftan yararlandığı için, tekrar öğretmenliğe atanmasını istiyor”!

Atatürk şaşkın, “atanmasında kanuni bir sakınca mı var” diye sorar.

“Hayır Paşam.”

“O halde niçin bana soruyorsunuz?”

“İşlediği suç şahsınız hakkındadır da.”

“Aşk olsun sana, beni, şahsi garezim dolayısıyla yükümlülüklerin yerine getirilmesine engel olacak kadar egoist olarak mı görsün ? O genci hemen ilk açılacak yere atanmasını yaparsınız.

Atama hemen yapılır. Bu genç öğretmen yıllarca öğretmenlik yaparak genç nesiller yetiştiren, arkasında güzel eserler bırakan, yazar, şair Sabahattin Ali’dir..

SABAHATTİN ALİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.