Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Kahveler ve Alıntılar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. SANKİ YEDİM CAMİİ

SANKİ YEDİM CAMİİ

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

17. yüzyılda yani 1600’lü yıllarda Esnaftan bir zat kazandığı paranın bir kısmını “sanki yedim” diyerek kenara koymuş.
Kim bu zat?
Bilmiyoruz. İki tane isim geçiyor. Keçecizade Hayreddin Efendi ve Adanalı Şakir Efendi.

Hangisiyse…

Yıllarca (20 yıl diyenler var) az harcayarak, tasarruf ederek para biriktirmiş, biriktirdiği parayla Fatih’in ara sokaklarında bir cami inşa etmiş.

Cami İstanbul’un yangınlarından birinde yanmış. Sonraları 1959’da yerine betondan bir cami yapılmış.

(Biz beton çağına girdiğimiz için daha çok betondan camiler inşa edebiliyoruz.)

Mimari bir değeri yok ama hikayesi selatin camilerin hikayesinden daha güzel.

***
Hikayesi güzel olan camilerden biri de Topkapı sur dışındaki

TAKKECİ İBRAHİM AĞA CAMİİ.

İbrahim Ağa geçimini takke imalatından kazanıyor. Bir cami inşa etmeyi çok istiyor ama parası yok.

Birkaç kez rüyasına bir adam giriyor. “Bağdat’a git, filan yerdeki asmada birkaç üzüm kısmetin var, onu ye, gel.”

İbrahim Ağa üşenmiyor, aylar sürecek seyahati göze alarak Bağdat’a gidiyor. Rüyasında gördüğü adamın tarif ettiği yere varıyor, bir aşçı dükkanının peykesine oturuyor. Asmayı da buluyor, birkaç üzüm alıp yiyor.

Bir ihtiyar İbrahim Ağa’ya yaklaşıyor. Selam kelamdan sonra Bağdat’a ne maslahat için geldiğini soruyor. İbrahim Ağa rüyasını anlatıyor. Kısmeti olan üzümü yemek için Bağdat’a geldiğini söylüyor.

İhtiyar İbrahim Ağa’nın birkaç üzüm tanesi için Bağdat’a kadar gelmesini yadırgıyor.
“Benim rüyama da biri giriyor” diyor ihtiyar. “Bana diyor ki İstanbul’da Topkapı’da Takkeci İbrahim’in odunluğunun altında üç küp altın var. Git, al. Ben gitmiyorum. Sen üç tane üzüm için gelmişsin.”

Tahmin edileceği gibi, İbrahim Ağa İstanbul’a dönüp odunluğunun altındaki altınları buluyor ve

Takkeci İbrahim Ağa Camii’ni yaptırıyor.

Hikâye gerçek olmasa bile güzel.

Cami de güzel.

(YUSUF ZİYA CÖMERT, karar gazetesi, Niçin cami yapıyorlar?, 17 Ekim 2025)

SANKİ YEDİM CAMİİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.