Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Kahveler ve Alıntılar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. YILLAR ÖNCE İNSANMIŞIZ

YILLAR ÖNCE İNSANMIŞIZ

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

1963 yılının bir sonbahar günü…

Varan Turizm’in o zaman Ankara’da bulunan Küçük Tiyatro’nun hemen bitişiğindeki terminalinden İstanbul otobüsü hareket etmek üzere. Terminalde bir hareketlilik var.

 

14-15 yaşlarında, Çocuğunun elinden tutmuş bir baba, otobüse yaklaşarak kaptan şoföre:

“Oğlum Galatasaray Lisesi’ne gidiyor, yatılı okuyacak. Onu yalnız gönderiyorum, İstanbul’da güvenilir bir taksiye bindirip okuluna yollar mısın?” diyip ekliyor:

“Valizini de unutmasın.”

 

Kaptanın cevabı

“Elbette siz hiç merak etmeyin,” oluyor.

Endişeli baba, nemli gözlerle, hareket eden otobüsün arkasından el sallıyor.

 

İki gün sonra baba, telaşlı bakışlar ve heyecanlı adımlarla terminale geliyor.

“Oğlumu Taksim’den Galatasaray Lisesi’ne götüren şahsın kim olduğunu öğrenmek istiyorum,” diyor.

 

İstanbul terminalimizi arayıp soruyoruz; fakat ilginçtir ki arkadaşlarımız bize bu şahsın kim olduğunu söylemek istemiyorlar.

 

Babanın telefon numarasını alıp ona sonucu bildireceğimizi söylediğimizde ise daha fazla dayanamayan baba gözyaşları içinde anlatmaya başlıyor.

 

“Yahu kardeşim, o kişi kimse, oğlumla beraber idareye gitmiş.

Kayıt işlemlerini tek tek tamamlatmış.

Bavulunu taşımış, teslim edilen eşyaları almış.

Sonra yatakhanede onun çarşafını sermiş, nevresimini takmış, dolabını yerleştirmiş.”

Baba hıçkırarak anlatmaya devam ediyor.

 

“Ben ya da annesi gitseydik biz de aynısını yapardık,” diyor.

Derin bir “oh” çekiyoruz. Oysa ki hiç de alışık olmadığımız bir şikâyet dinleyeceğiz korkusunu yaşıyorduk…

 

Bu kez daha ısrarlı bir biçimde çocuğu okula götüren şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışıyoruz. Epey uğraştan sonra da hayretle öğreniyoruz kim olduğunu.

 

Çocuğu Galatasaray Lisesi’ne götüren şahıs Nevzat Hüseyin Pekuysal… Şirketin sahibi.

 

Yıllar sonra kendisine

“Nevzat Bey, bu olayı anımsıyor musunuz?” diye sorduğumuzda,

gözleri doluyor ve insanın içine işleyen bakışlarını üzerimizde gezdiriyor.

 

“O baba bana dünyadaki en değerli şeyini, oğlunu emanet etmiş.

Ben bu emaneti başkasına nasıl emanet edebilirdim ki?” diyor.

***

Her okuduğumda aynı zevki alıyor aynı hazzı tadıyorum .

Ne derler,

Böyle insanlar bulunduğu topluma değer katarlar.

Hatıralarıyla yaşanılır, huzur bulunulur teselli olunur bıraktığı hoş sada ile… dünyadan terk- i beden etseler de…

Toplumun  hafızasında yaşarlar.

Hayırlı günler diliyorum.

YILLAR ÖNCE İNSANMIŞIZ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.