Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kaygan Zemin
  4. DİKTA ADIM ADIM GELİR
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

DİKTA ADIM ADIM GELİR

featured

DİKTA ADIM ADIM GELİR
İskender Öksüz

05/09/2025,  Karar gazetesi

Diktatörlük bazen bir gecede gelir gibi görünür. Ancak bu, genellikle olağanüstü şartların – darbe, iç savaş, işgal – ürünüdür. Tarih bize gösteriyor ki, diktalar çoğunlukla alıştıra alıştıra geliyor.

Darbe, iç harp, işgal m inuhakkak ki diktanın gelişini kolaylaştırır. Onun için diktalar, bunların taklidini, tiyatrosunu, simülasyonunu da yapıyorlar. Hitler’i ele alalım. Seçimle geldi. Birinci partiydi ama çoğunluğu elde edememişti. İki operasyon onu tartışılmaz lider yaptı.

Biri 27 Şubat 1933’teki Reichstag (Alman Parlamentosu) yangınıdır. Naziler bunu “Komünist ihtilal” teşebbüsü diye tanıttı. Hemen Reichstag Yangını Kararnamesi çıkarıldı. Söz, basın ve toplanma hürriyeti askıya alındı; iktidara muhalifleri kitle hâlinde tutuklama yetkisi verdi. Birkaç hafta içinde Yetki Yasası (Ermächtigungsgesetz) çıkarıldı. Bir bakıma yapılan kanunsuzluklar hukuk kılıfına sokuldu. Kanunun tam adı öğreticidir: “Halk ve Devletin Sıkıntısını Giderme Yasası.” Kelimelerle kandırma ustalığının örneği.

YENİ ALMANYA

Fakat bu da yetmedi. Almanlar Birinci Harp sonunda haksızlığa uğradıklarına inanıyordu ama henüz demokrasiye toptan elveda demeye hazır değillerdi. 1936 Şubat’ında Rheinland’a ordunun girmesi işi bitirdi. Köln Katedrali’nin önünden kaz adımları ile geçen Alman Wehrmacht’ını bütün Almanların görmesi sağlandı. Bir ay sonra Hitler, dış siyaseti konusunda referandum yaptı. Desteği yüzde 99’a çıkmıştı. Alman demokrasisi bitmişti.

Son zamanların pek beğendiğim tarihî filmlerinden biri Münih. İstihbarat merkezli bir İkinci Dünya Harbi filmi. Netflix’te var. Pek güzel işlenmiş. Tavsiye ederim. Filmde, Oxford’dan sınıf arkadaşı bir Alman ve bir İngiliz iki genç diplomat var. Nazilerin iktidara geliş ve orada kalış ortamı anlatılıyor. Dikkatimi çeken bir slogandı: Yeni Almanya. Eski Almanya perdesi kapanıyor, yeni ve güçlü bir Almanya doğuyordu. Gerçekte demokrasinin sonu, İkinci Harp felaketine gidiş, yıkım… Slogan, Yeni Almanya!

Diktatörlüğe adım adım gidildiğini söyledim. Verdiğim örnek, o adım adım gidişi çok yavaş bulan ünlü diktatörün süreci nasıl hızlandırdığının hikâyesi.

DİKTALAR BİRBİRİNE BENZER

Diktatörlüğe adım adım gidiş… Senaryo şöyle: Ülkede bir iktidar ve o iktidarın gücünü sınırlayan siyaset ve hukuk kurumları vardır. Siyasette neyin yapılıp neyin yapılamayacağını, yapılacakların hangi şartlarla, hangi sırayla yapılması gerektiğini belirleyen kurallar vardır. Kuvvetler ayrılığı vardır; hukuk ve mahkemeler vardır.

Bu yapıyı bozan adımlar bu kuralları azar azar çiğneyerek başlar. Siyasi usullerin biri atlanır. Kim karşı çıkacak ki? Yapılamayacak şey yapılır. Kim ‘olmaz’ diyebilir ki? Diyen olursa da kulak asmayız. Bu dinlemeyivermeyi geçmiş yıllarda iktidar partisinden biri gayet veciz bir teşbihle ifade etmişti: Kırmızı ışıkta durmayacağız! Kim ceza yazacak ki? Sıkıysa yazsın. Anında sürülür. Çünkü o cezayı yazanın patronunu biz tayin ettik.

Mahkeme kararı mı var? Berlin’de hâkimler mi var? İyi de o Berlin’de bizim seçtiğimiz hâkimler de var. Hâkimler denetleyen hâkimler de var ve bize karşı duran kendini anında taşrada bulur. Mahkeme kararı da olsa, bizim mahkemelerden onun tersine karar aldırıveririz. Öyle karar alınmaz mı? Kim engel olacak? Kırmızı, yeşil, sarı… Trafik lambasının ışığı ezikleri ilgilendirir. Bizi değil.

Sonuçta ihlaller birikir. Yığınlaşır. İhlallerin müeyyidesi uygulanmaz. Fakat müeyyidesiz kalan ihlaller yine de iktidarı bir başka yönden sıkıştırmaya başlar: Ya yarın iktidarı kaybedersek? Ya Berlin’e hâkimler geri gelirse? O hâkimler ya biriken faturaları bizim burnumuza dayayıp “Öde bakalım!” derse.

PANİK PANİĞİ DOĞURUR

İşte o zaman iktidar panikler. Artık prefrontal korteksle değil amigdalayla tepki vermektedir. Hatırlayın. Amigdala, beynin derinliklerinde, badem biçiminde bir organ. Görevi, tehlikeyi hissettiği anda tepki vermek. Normal şartlarda amigdalanın tepkisini beynin düşünen, anlayan bölgesi, prefrontal korteks değerlendirir, süzer ve makul hâle getirir. Eğer korku ve panik hâli yoksa. Korku ve paniğin baskısı altında beyin kısa devre yapıyor ve emrediyor: Geliyorlar. Alın içeri. Geliyorlar. Tutun, yakalayın, yıkın.

Bu bir sarmal. İhlal korkuya yol açıyor. Korku düşünceyi bloke ediyor, amigdala yeni ihlalleler emrediyor. İhlal yığını büyüdükçe korku dağları bekliyor. İhlal- korku- daha çok ihlal- daha çok korku.

Psikolog Daniel Goleman, ünlü Duygusal Zekâ kitabında, amigdalanın beyni rehin alıp kaçırmasının bir örneğini anlatır. Elbise dolabında bir tıkırtıdan işkillenen baba, tabancasını alır, usul usul dolaba yaklaşır, aniden kapağı açar ve içerde gördüğü harekete silahı boşaltır. Saklambaç oynayan beş yaşındaki oğlu kanlar içinde yere düşer.

Mutlak gücü elinde tutanlar, kırmızıda durmaz, yalnız çocuğu değil, cinayete tanıklık edenleri de vurur.

DİKTA ADIM ADIM GELİR
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.