… Ve bir ayaklanmada topraklarını ellerinden kaçırma olasılığı ile karşı karşıya olan bütün toprak sahipleri tarihi okuyabilir; şu önemli gerçekleri öğrenebilirlerdi: Mülkiyet, bir avuç adamın elinde toplandığı zaman daha çabuk yitirilir ve bunu tamamlayan gerçek: halkın çoğu aç ve çıplak olduğu zaman kendisine gereken şeyleri zorla alır. Ve çığlığı tüm tarih boyunca yankılanan bir gerçek: Baskı ezilenleri daha da güçlendirmeye ve onları bir araya getirmeye yarar sadece. İşte büyük toprak sahipleri tarihin bu üç gerçeğini görmezlikten geliyorlardı. (John Steinbeck, Gazap Üzümleri, s.242)
***
“Bir deliye kılıç vermek ne kadar tehlikeliyse, ahlaksız bir insana güç vermek de o kadar tehlikelidir” (Pythagoras)
***
“Erdemsiz birine güç vermek, açgözlü birine yemek emanet etmek gibidir”. (Konfüçyüs)
***
“Erdemsiz bir insanın eline güç vermek, silahı olmayan birini silahlı birinin karşısına çıkarmak gibidir”. (Aristoteles)
***
“Eğer kör biri rehberlik ederse, her ikisi de çukura düşer.” (Platon)
***
Totaliter örgütlerin üst yönetiminde herkes şefin yalan söylediğini bilir. Ama şef kaybederse hepsi kaybedeceğinden susarlar. İlke, şefin yanılmazlığı değil yenilmezliğidir; buna olan inanç biterse totalitarizmin hayal dünyası bir anda çökecek ve gerçek kazanacaktır.
– Herkes sürekli yalan söylediği zaman sonuçta buna inanmazsınız ama hiç kimse de hiçbir şeye inanmaz. Böyle bir toplum, hiçbir konuda fikir sahibi olamaz. Giderek düşünme, yargılama ve eylem yetisini kaybeder. Böyle bir topluma her istediklerini yaptırabilirler.
– Diktatörlerin o kadar göz göre göre yalan söylemelerinin sebebi, tabanlarının ahlâkını bozmak ve suç ortağı haline getirmektir. Biliyorlar ki ertesi gün o yalanın tam tersini söyleyecekler ve taban bunu ‘ne büyük taktik deha’ diyerek bir kez daha alkışlayacak. (Hannah Arendt)
***
İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar. (Nelson Mandela)
***
Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok. Ruhunuzu satmayın yeter.. (Nelson Mandela)
***
“Hikayelerini kaybeden milletler önce kendi tarihlerini boğazlar…”. (İhsan Fazlıoğlu)
***
“Herkesin özgür olduğu, kimsenin kimseye engel olmadığı bir hayat kurulmalı,”…
(Yaşanmış Hikayeler, Maksim Gorki)
***
“Bütün insanları kendin gibi sev.”
(Ana, Maksim Gorki)
***
Namuslu insanlar, yürekli oluşlarıyla belli olur, onlar cesurdur. Ve gerçek yoluna hazırdılar.
(Ana, Maksim Gorki)
***
Her şeye katlanır, her şeye dayanırım çünkü içimde hiçbir şeyin asla öldüremeyeceği bir mutluluk var. (Ana, Maksim Gorki)
***
“Yaşamda bütün insanlar için yeterli ışık bulunduğunu, bir gün o ışığı herkesin göreceğini, onu bütün şenlikleriyle kucaklayacaklarını bilmek ne güzel şey!” (Ana, Maksim Gorki)
***
Bizler sert ve acımasız bir yaşamın insanları, her şeyi duyumsadığımız halde uygun biçimde konuşamıyoruz. Düşünceler dolaşıp duruyor içimizde.
Anlayıp duyduklarımızı sözlerle anlatamadığımızdan, utanıyoruz.
(Ana, Maksim Gorki)
***
Öyle kitaplar ver ki bana, okuyanın rahatı kaçsın! Beyninin içine dikenler batsın! (Ana, Maksim Gorki)
***
Dünyada birçok ulus vardır, diyorlar. Almanlar, İngilizler, Yahudiler, Tatarlar… Ben buna katılmıyorum. Bence sadece iki ulus vardır, uzlaşmaz iki sınıf: Zenginler ve yoksullar! İnsanlar farklı şeyler giyer, farklı diller konuşurlar, ancak dünyanın her yerinde zenginler işçilere aynı şekilde davranır; tüm yeryüzünde zenginler, işçilerin boğazına takılan kılçıktan başka bir şey değildir! (Ana, Maksim Gorki)
***
Yeryüzünde her şeyin yeterince var olduğunu, ama sayısız zenginlikler içinde halkın yoksulluk çektiğini, yarı aç yaşadığını görüyordu. Kentlerde, Tanrı’ya hiç de gerekli olmayan altınlarla, gümüşlerle dolu tapınaklar vardı, oysa bu tapınakların önlerinde yoksul insanlar, ellerine ne zaman bir bakır para bırakılacağını beklerken titriyorlardı. (Ana, Maksim Gorki)
***
Bütün hayatımızı sabahın köründen gece yarılarına kadar çalışıp didinerek tüketiyoruz. Öte taraftan bizim çektiğimiz çileli hayata karşı birileri patlayıncaya kadar yiyip içiyor, eğleniyor. (Ana, Maksim Gorki)
***
“Babalar, çocuklarını böyle dövmekle beraber kavgalar, sarhoşluklar onlara olağan gelirdi çünkü onlar da gençliklerinde içmişler, dövüşmüşlerdi. Onlara da anaları, babaları böyle davranmıştı. (Ana, Maksim Gorki)
***
Bu adamların gözünde sadece ezdikleri halkın değil, halkın üzerine saldıkları köpeklerinin de hiç değeri yok. Değer verdikleri tek şey, paracıkları. (Ana, Maksim Gorki)
***
Aslında iyi yürekli bir çocuktur Nikolay, köpekleri seviyor, fareleri de, her çeşit hayvanı da, ama insanları sevmiyor. Bir insanı bu duruma getiriyorlar işte. (Ana, Maksim Gorki)
***
… özgür, serbest insanlar için çıkılamayacak yer yetişilemeyecek doruk yoktur.
(Ana, Maksim Gorki)
***
“İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne, işte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet! Anlıyorsun beni değil mi anne? Halkın ruhunu kurutuyorlar ve hiç bir şey anlamaz hale getiriyorlar.”. (Ana, Maksim Gorki)
***
“Yaşam koşulları zor olanlar, yoksulluğun, kanunsuzluğun altında ezilenler, zenginler ve onların uşaklarınca hayatı zindana çevrilenler…herkes, bütün halk onlar için hapishanelerde çürüyen, ölümcül işkencelere katlanan insanlara arka çıkmalıdır. Çünkü bu insanlar kişisel hiçbir çıkar düşünmeden bütün insanların mutluluğuna giden yolu gösteriyorlar, bu yolun zor olduğunu yalansız dolansız anlatıyorlar, kendilerinin arkasından gelmeleri için kimseyi zorlamıyorlar. (Ana, Maksim Gorki)
***
İnsan her şeyi kendisi denemeli, kendisi yaşamalı, her şeyi kendi kendine öğrenmeli. Sen kendin öğrenmedin mi, kimse bir şey öğretmez. (Ekmeğimi Kazanırken, Maksim Gorki)
***
İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu…
(Ekmeğimi Kazanırken, Maksim Gorki)
***
Sessizlik o denli güçlü ki, insanın yüreğini basbayağı sıkıştırıyor…
(Benim Üniversitelerim, Maksim Gorki)
***
Yargılamakta, kınamakta, ayıplamakta acele etmeyin! Bu en kolay yoldur… (Benim Üniversitelerim, Maksim Gorki)
***
Ninem beni uğurlarken şu öğüdü verdi:
” Sen insanlara kızma! Her zaman öfkeli olduğunu görüyorum. Çok sert ve kibirli oldun! Bu huyunu dedenden kaptın. Deden sanki bundan ne kazandı? Çalıştı, didindi sonunda bunadı gitti zavallı adam. Yalnız şunu hiç unutma; Tanrı değilsin, insanlar üzerinde hüküm yürütemezsin. Bu şeytanın işidir. Haydi uğurlar olsun!”. +Benim Üniversitelerim, Maksim Gorki)
***
Nasıl ateş ateşle söndürülemezse, kötülük de bir başka kötülükle yok edilemez!
(Benim Üniversitelerim, Maksim Gorki)
***
Benim için kitap bir mucizeydi, onu yazanın ruhu vardı içinde; kitabı açınca bu ruhu özgür bırakıyordum ve o gizemli içeriğini anlatıyordu bana.
(İnsanlar Arasında, Maksim Gorki)
***
Başka türlü bir yaşamın olasılığı inatçı hayaliyle heyecanlandırıyordu beni.
(İnsanlar Arasında, Maksim Gorki)
***
Hayatımız bizi her türden rezil, aşağılık yanlarının bolluğuyla şaşırttığı kadar, bunca pisliğin, rezilliğin ortasında aydınlık, insancıl bir hayat yaratacağımıza ilişkin sarsılmaz bir umudu var eden ışıltılı, insancıl, iyi bir şeylerin karşı konulmaz biçimde gelişip durmasıyla da şaşırtır.
(Çocukluğum, Maksim Gorki)
***
İnsan başkasının değil, kendi vicdanıyla yaşamalı…
(Çocukluğum, Maksim Gorki)
***
Çocukluğumda neşeli ya da karamsar insanların, hayat tecrübelerinden süzülerek oluşan hayata dair bilgi ve fikirlerinin balını getirdikleri bir arı kovanına benzetirdim kendimi. Hepsi de cömertce ruhumu zenginleştiriyordu .
(Çocukluğum, Maksim Gorki)
***
Kendi kendinin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz… sakin… ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse, onu yap… (Çocukluğum, Maksim Gorki)
***
… iyi ve güzel şeyleri sevmezler, kıskanırlar; kendileri iyi ve güzel olamadıkları için iyi ve güzel olan her şeyi yok ederler. (Çocukluğum, Maksim Gorki)
***
İşte bu yüzden, kendine güvenmeyi öğren, ama başkalarının seni sömürmesine de fırsat verme! Sakin, durgun ama hırslı yaşa! Herkesin sözüne kulak ver ama yanlız işine geleni yap.. (Çocukluğum, Maksim Gorki)
BUGÜNÜN ÖZLÜ SÖZLERİ (20) – 1 NİSAN 2025 Burgazada



