Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

“Zamanında bir parfümerici esnafı, hem çok sevdiği için hem de müşterilerle kurduğu “tatlı dilli” ilişkisinden ötürü dükkanında bir Dudu Kuşu beslermiş. Çünkü kuş, dükkana biri girince birden dillenip şakımaya başlar, onların söylediklerini tekrarladıkça herkesin ilgisini çekermiş. Böylece hem dükkanın müşteri potansiyelini arttırıp satışı yükseltir, hem de geceleri dükkana bekçilik yaparmış. Dükkan sahibi her akşam dükkanını kapatıp da evine giderken Dudu Kuşu’nun kafesini açar ve onu özgür bırakırmış.

Bir akşam Dudu Kuşu, yine kafesinden çıkıp -her zaman yapmış olduğu gibi- o yana bu yana özgürce dükkanın raflarını gezinirken içeriye fare avlamak için bir kedinin girdiğini görmüş. Zavallı kuş, kedinin kendisi için geldiğini sanıp korkudan tir tir titremeye başlamış. Fakat sağa sola can havliyle uçuşup ondan kurtulmaya çalışırken rafta duran pahalı bir gülyağı şişesini devirip kırmış. Kedi kendi derdinde avını yakalayıp yedikten sonra dükkandan sessizce çekip gitmiş.

Ertesi sabah dükkan sahibi dükkanını açar ki ne görsün? Kafesinde suçlu suçlu oturan Dudu Kuşu’nun kendi de dükkan da yağ içindedir. Öyle bir sinirlenir ki o sinirle kapının arkasında hazır bulundurduğu bir sopayı kaptığı gibi kuşun kafasına indirir. Neye uğradığına şaşıran Dudu’nun birden gözleri kararır, dili tutulur, başında tüyü kalmayıp “kel” olur.

Birkaç gün sonra sahibinin öfkesi geçer. Fakat ne yaparsa yapsın o çok sevdiği ve bir tür velinimeti olan Dudu Kuşu’nu bir daha eski neşeli haline getirip konuşturamaz. Dahası Dudu giderek yemeden içmeden kesilir; kafesinin kapısı açılsa da dışarı çıkmaz; sahibiyle de gelen müşterilerle de bir daha hiç ilgilenmez bile.

Adamcağız düştüğü duruma çok üzülür: bir kuşuna bakar bir dükkanın giderek azalan müşteri sayısına ve gelenlerin de alışverişteki keyifsizliklerine bakarak yaptıklarından pişman olur. Kendi kendine nedamet getirir: “Ah keşke elim kırılsaydı da o tatlı dillimin başına vurmasaydım” deyip sızlanıp durur. Kuşu yine eski haline gelip de konuşsun diye yoksullara sadakalar dağıtır. Fakat nafile; ne yaparsa yapsın Dudu konuşmak bir yana ağzını bile açmaz.

Bir gün dükkana dünyayı ve insanlığı fazla düşünmekten saçları dökülmüş -bir tür o dönemin düşünce adamı/bilgesi sayılması gereken- kafası kendisi gibi çıplak bir Derviş gelir. Dudu, kendisi gibi onun da bir suç işlediğini düşünüp kendisine yakın bulur ve ona seslenir: “Ey kel adam, sen ne diye kellere karıştın? Yoksa sen de mi gülyağı şişesini kırıp içindekini etrafa saçtın?”

(Ekrem Kahraman, Aydınlı gazetesi)

DUDU KUŞU 
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.