Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

OSMANLI ÇARŞI GELENEĞİ (4)

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured
ÇARŞI VE MAHALLE NEDEN AYRI?

Temellerini fütüvvet ahlâkından alan Osmanlı çarşısında Ahîlik, 16. asırdan itibaren eski gücünü yitirmesine rağmen etkisini devam ettirmiş ve daha birkaç asır çarşı güvenin, kalitenin, ticaret ahlâkının timsali olmuştur.

Çarşı, İslâm şehirlerinin hemen hepsinde mahalleden ayrı konumlanmıştır. Her biri cami, medrese, aşevi gibi bir hizmetin vakfı olan dükkânların oluşturduğu çarşıda esnaf, vakıfların kiracıları olarak ticaret yaparlardı. Mahalle ise çarşının bittiği yerden başlardı. Böylelikle her kesimden insanın bulunduğu kalabalık Çarşı, Özel yaşam alanından mahallenin mahremiyeti nedeniyle hassasiyetle korunurdu.

ÇARŞI

Çarşı, İslam şehirlerinin hemen hepsinde mahalleden ayrı konumlanmıştır. Her biri cami, medrese, aşevi gibi bir hizmetin vakfı olan dükkânların oluşturduğu çarşıda esnaf, vakıfların kiracıları olarak ticaret yaparlardı. Mahalle ise çarşının bittiği yerden başlardı. Böylelikle her kesimden insanın bulunduğu kalabalık çarşı özel yaşam alanından ayrılır, mahallenin mahremiyeti korunurdu.

Esnaf, sabah ve yatsı namazlarını mahallesindeki camide, gündüz vakitlerinde ise mutlaka çarşıya en yakın merkezî camide eda ederdi. Akşamları ise Ahî tekkesinde yapılan derslere iştirak ederlerdi. Savaş gibi olağanüstü hallerin yaşandığı zamanlarda ise Ahîlik şuuruyla devletin ve toplumun hizmetine koşarlardı. Hatta Osmanlı öncesi bazı dönemlerde Ahîlerin bizzat şehir idaresini yürütmek durumunda kaldıkları da olmuştur. Ancak idareciliği asla bir amaç haline getirmemişler; aksine, sadece üzerlerine düşen vazifeyi yapmak şuuruyla hareket etmişlerdir. Ahilik teşkilatının 16. asırdan itibaren eski enerjisini yitirmesi ve zayıflamasıyla Osmanlı toplumunda önemli bir eksiklik ortaya çıkmış olsa da, etkin olduğu asırlarda Osmanlı toplumu ve çarşısına çaldığı ahlâk mayası kolay kolay bozulmamıştır. Sonradan “gedik” ve “lonca” teşkilatları ile Ahîliğin yeri doldurulmaya devam edilmiştir. Yine Ahîlikte olduğu gibi çıraklık, kalfalık ve ustalık aşamaları titizlikle uygulanmış, genelde mesleğe bu sistemin dışından başlanılmasına müsaade edilmemiştir.
(Alıntı)

OSMANLI ÇARŞI GELENEĞİ (4)
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.