Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

PLATON’UN YÜZÜK HİKAYESİ

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Platon’un ‘Devlet’ adlı eserinde anlattığı ‘yüzük’ öyküsü ilginçtir:

Hikayeye göre;
“Gyges, Lidya kralının hizmetinde bir çobandır. Günün birinde bir deprem yüzünden yer çatlar ve hayvanların otladığı yerde derin bir yarık açılır. Bu yarığın içine inen meraklı çoban, orada altın bir yüzük bulur. Bu yüzüğü alır.

Çobanlar ay sonunda krala hesap vermek için toplanırlar ve Gyges toplantıya bu yüzükle gelir. Otururken yüzüğün taşını farkına varmadan avucunun içine çevirir. Bunu yapar yapmaz ‘görünmez’ olur. Kendisi de dahil, orada bulunan herkes şaşırır. Yüzükle oynarken taşı çevirince bu kez görünür olur.

Böylece Gyges, yüzüğün tılsımını keşfeder:
‘Yüzüğün taşını içeri çevirince görünmez oluyor, düzeltince görünür kalıyor.’

Bunun üzerine aklınca bir plan yapar ve görünmez olarak saraya girer, sarayda kraliçeyi baştan çıkartır, onun yardımıyla kralı
öldürüp, kralın yerine geçer…”

Hikaye bu ya görünmez yüzüğün sahibi olma üzerinden, insanın doğası anlatılmaktadır. Öyle ki ‘her istediğini korkmadan alabilmek, dilediğini yapabilmek, büyük bir güce erişmektir. Üstelik de kimse güç (yüzük) kendisini göstermediği için dürüst bilinecektir.

Böyle bir yüzüğe sahip olduğumuzda acaba biz ne yapardık?..
Artık yakalanıp ceza görme tehlikesi yoksa, her türlü sıkıntıdan uzak, yakalanma, ayıplanma, dışlanma korkusu olmadan her şeyi yapabilecek bir güce sahip olsak, hiç kimseye hesap verme endişesi taşımasak, ahlaklı olabilir veya ahlaklı kalabilir miydik?

Bu konuda Horner, Westacott’ın cevabı şöyle:
“Kimse mecbur olmasa  ‘ahlâklı’ davranmaz!
O halde ahlâk oynamak zorunda olduğumuz çok gelişmiş, ince bir oyun, toplumda yaşamak için ödediğimiz bir fiyattır. Ahlak insanları itaat ettirmek için yaratılmış bir kurallar bütünü, güçlü olanı istediği şeyi yapmaktan engellemenin yoludur. Gerçekten güçlü
olanlar, beyinleri yıkanıp, suçluluk duygusu duymadıkça, istedikleri şeyi elde ederler. Gerçekten endişelenmeye değer tek bir kural var: O da sadece yakalanmamak!..”

Peki öyleyse ahlaklı olmanın  farkı nedir?
Ahlak, hayata bir düzen/ölçü getirir ve bu ölçü, gücün kullanımını belirler. Ölçü ‘adalet’ yolunda ‘hak’ olarak kendini gösterir ve ‘kanunla’
somutlaşır. Hak ve adalet, haddi aşıp ötesine el atmamak ve başkasına zarar vermemek üzere bir sınır çizer…

Platon, aynı kitapta, ‘şeytanın avukatlığını’ yaptırarak bir yerde şöyle der: “Haksızlıktan
şikâyet edenler, haksızlığa uğrayanlardır” (Devlet, 359). Eğer güçleri yetseydi, haksızlık etmek fırsatını bulan herkes, haksızlık ederdi…” (Devlet, 360).

Görüyoruz ki kendinde olandan fazlasını istemek, bunu iyi bir şey sayıp, ardına düşmek, insanın doğasında olan bir şeydir…
İşte bizi haksızlıklardan alıkoyan, eşitlik duygusuna ve saygısına götüren şey, kanundur!
Devlet için kanun, her zaman kayıtsız ve şartsız gereklidir…

(Platon’un “Devlet”adlı kitabından alıntı)

PLATON’UN YÜZÜK HİKAYESİ
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.