Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kaygan Zemin
  4. HANEFİLİK, MATURİDİLİK, TÜRKLER VE ARAPLAR…
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

HANEFİLİK, MATURİDİLİK, TÜRKLER VE ARAPLAR…

featured

 

Hanefi mezhebinin itikatta imamı Mâturîdî’dir.
İmam Hanefi de İmam Mâturîdî de Türk’tür.
Mâturîdî, Araplar’ın itikatta imamı olan (şu anda Türk Milleti’ne dayatılan) nakilci anlayışı savunan İmam Eşari’den farklı olarak akılcı İslamı savunur.
Mâturîdî, aklı, bilgi nazariyesinin merkezine yerleştirir.
Ona göre akıl, Allah’ın insanoğluna iyi ile kötüyü ayırt etmesi için verdiği en yüce emanettir.
Diğer bir itikat imamı olan Eşari ise, Kuran’ı, dini, insanların cüz’i iradesinin anlayamayacağını, sorgulamadan nakillerin kabul edilmesini ve bir mürşidin dini anlatmasıyla insanların anlayacağını savunurken; Mâturîdî, aklı öne çıkarır, Allah’ın kullarına anlayamayacağı sözler söylemeyeceğini iddia ederek daha da ileri gider, “Velev ki Kuran olmasaydı, insan aklıyla Allah’ı bulurdu” der ve ilmin imandan önce geldiğini savunur.
Mâturîdî, aklı, hadis olduğu iddia edilen sözlerin ve dini metinlerin lafzi anlamına hapsederek, düşünmenin önüne geçip metnin hâkimiyetini kurmaya çalışanlara karşıdır.
Mâturîdî, sorunların çözümünün, belli şahıslara, yani siyasi- dinî lidere veya gizemli güçlerle donatılmış sufi önderlere (şeyh ve kutub) havale edilmesine karşıdır.
Geçmişten günümüze kadar gelen dinî tecrübeye (sünnet ve asar), yani ilk nesillerin dini anlama ve yaşama biçimlerini ideal bir dönem (asr-ı saadet) olarak sunulması ve her konunun çözümünün ve açıklamasının orada aranması yerine, oralardan faydalanılması ancak her dönemin kendi şartlarıyla değerlendirilmesinden yanadır.
Tarih, İmam Mâturîdî’yi haklı çıkarmıştır.
16. Yüzyıla kadar İmam Mâturîdî felsefesiyle İslam’ı kavrayan, düşünen Türkler, dünyanın hâkimi olurken, bilimde ve teknikte de dünyanın en ileri milleti olmuşlardır.
İmam Eşari felsefesiyle yaşayan Araplar ise halen zilletten kurtulamamışlardır.
Türkler’e ne zaman ki (16. Yüzyıldan sonra) Hanefi Mezhebi diye Eşari itikat anlayışı şırınga edilmeye başlamıştır; işte o zaman, aklın ve düşüncenin önüne set çekilmeye başlanmış, yozlaşma günümüze kadar devam etmiş ve etmektedir.
Aslında Alevilik’in de, aklı ve düşünmeyi devre dışı bırakan bu İmam Eşari anlayışına bir başkaldırı olarak ortaya çıktığını gözlemlemekteyiz.
Alevi denilen ve %100 Türk olan bu insanlarımızla Hanefi Mezhebi’nin ve İmam Mâturîdî anlayışının sorunu olmamış ama Türk Milleti’ne dayatılan Eşari ve Emevi din anlayışının bütün Türkler’le sorunu olmuştur.
Hazırlayan
Semra/ Göktürk
NOT: Fotoğraf ve yazı MEDYA’dan alınmıştır! Saygılarımızla.. ST105

HANEFİLİK, MATURİDİLİK, TÜRKLER VE ARAPLAR…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.