Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

Herkes ona “Amerikalı” derdi

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured
Adının Yüksel olduğunu çoğu insan öldükten sonra öğrendi.
Herkes ona “Amerikalı” derdi.
Cihangir’de Firuzağa Camii’nin şadırvanının dibinde, rüzgârlı bir kavşakta bir iskemlenin üzerinde yaşardı yıllardır.
Sabah erkenden gelip oturduğu o iskemleden hava karardıktan sonra kalkar, başka bir semtteki yoksul odasına uyumaya giderdi.
80’lerde belirmişti mahallede.O zamanlar 40’larının başında güçlü kuvvetli dağ gibi bir adam…Hamallık yapardı.
Cihangir sokaklarında onu sırtında bir buzdolabı, kanepe, soba… oradan oraya sağlam adımlarla giderken görüp dururdunuz. Asansörsüz yüksek apartmanların en üst katlarına hiç söylenmeden tırmanır, işini hep güler yüzle yapar ve konuşmalarının arasında İngilizce cümleler kurar, İngilizce kelimeler sıkıştırırdı.Uzun yıllar Amerika’da yaşamıştı. O yüzden Amerikalı denirdi ona.
Bir rivayete göre Amerika’da silahlı bir soygunda karısını ve çocuğunu kaybedince… Aklını da biraz kaybetmişti.Her nasılsa Cihangir’e gelmiş ve caminin şadırvanında kendisine bir düzen kurmuştu.Orada, hayatın hem içinde hem de kıyısında, kendine ait bir dünyada yaşıyordu.
Etrafında mahallenin kedileri ve köpekleri…Yemek parasını hamallık yaparak çıkarıyor, artakalan parayla hayvanların karnını doyuruyordu.Konuşmayı pek severdi. Hoşsohbetti. Hem de şakacı ve güler yüzlü.Müthiş bir hafızası vardı. Her şeyi ama her şeyi hatırlardı.Ama geçmişiyle ilgili bir şey sorarsanız… Susardı.
Sırtında, anlatmadıklarından kocaman, ağır bir yük…Konuşkanlığı ve suskunluğu arasındaki o derin uçurumda kim bilir neler saklardı.Hep varmış ve hiç yok olmayacakmış gibi, semtin tam kalbinde, herkesin gözü önünde, kendine ait sırlarla dolu bir hayatı 40 yıla yakın bir süre usulca sürdürdü.
Son yıllarda yaşlanmış, yorulmuş, hastalanmış ve artık çalışamaz hale gelmişti.Tüm mahalleli ona sahip çıkıyordu.Tedavisini yaptıranlar, kalabileceği bir oda bulanlar, üstüne başına giyecek verenler, yemesini içmesini üstlenenler…
Hepsine minnettardı. Başına gelen hiçbir şeyden yakındığını duymazdınız.Önce gözlerinde belirip sonra tüm çehresine yayılan derin bir gülümseme, “Dostlarım var benim, arkadaşlarım. Her ihtiyacımı karşılıyorlar. Hiçbir şeyim eksik değil” der, içten bir memnuniyetle bahsederdi hayatından.
Mahalle esnafından Esat Ayhan’ın tanımladığı gibi bir “modern zaman evliyası”, gerçek bir “sufi”ydi ve aynı zamanda da “Cami avlusuna bırakılmış dev bir çocuk”tu sanki.Hiçbir şeyden yakınmazdı. Hiç kimseye kötülük yapmamıştı. Çok azla yetinirdi. Sonsuz bir hoşgörüsü ve bonkör bir sevgisi vardı.
Cihangir’in bu sıra dışı ve büyülü sokak insanı…Öldü.Bu yazı yazıldığı sıralar… mahallede hüzünlü bir telaş.
İnsanlar onu, şadırvanını kendisine mesken bellediği camiden şimdi sonsuzluğa uğurlamaya hazırlanıyorlar.
Gün boyu üzerinde oturduğu tek kolu kırık iskemle musalla taşının önüne getirilmiş.İskemlede, fotoğraf olarak basılmış güleç sureti ve belki de mahalleyi asla terk etmeyecek neşeli hayaleti.
Omuzlarda taşınan tabutun içindeyse artık terk ettiği çileli bedeni.Esnafından halkına, büyük bir kalabalık onu hüzünle uğurlarken herkes böyle özel bir insanla paylaştığı onca yılın kendince muhasebesini yapıyor.
Ve muhtemelen herkes kendine aynı soruyu soruyor:Evlerde yaşayanlar ve sokaklarda yaşayanlar aslen neyi paylaşırlar?
Ölüm tamam da, hayat bir tuhaf…

Herkes ona “Amerikalı” derdi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.