Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

HUKUK DEVLETİ OLMADAN

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu diyor ki:
Marksist sosyologların deyimiyle, Türkiye’de güçlü bir kent yoksulu kesim, yani lümpen-proleter bir sınıf, siyasete ağırlığını koyuyor.!!

Buna dayanan bir demokrasinin sürdürülebildiğine dair siyaset bilimi araştırmalarında, hiçbir kanıta sahip değiliz.

Burada kritik olan, seçmen temsilcisinden ne talep edecek, özgürlük, hukuka saygı, temiz siyaset mi.? Yoksa iş, kendisinin ya da yakınlarının kayrılması, hiç katkı vermeden bazı kamusal yararlar mı? Tabii bu kasten evirip çevirip çarpıtılırsa o ayrı…

Söylediğim çok net:

MÖ 300’lerde Aristo’dan, 20 ve 21. yüzyılda Seymour Martin Lipset’e kadar demokrasilerin oluşması için güçlü ve siyasetten bağımsız bir orta sınıf olması gerektiğini ileri sürmüş düşünürler var. Bu savların yanlış olmadığı da zaten görülmektedir.

Türkiye’de güçlü bir orta sınıf yok,

Onun yerine, kalabalık bir istihdam dışı kent yoksulu tabaka var.!!

Orta sınıfın talebi özgürlük, haklar ve hukuk devletidir.

Oysa istihdam dışı kent yoksullarının, hukukun kendilerine yaradığını düşündüklerini gösteren bir kanıt da yok. Hukuk dışı uygulamalardan olumsuz olarak etkilendikleri, özellikle yolsuzluklardan şikâyetçi olduklarını gösteren kanıt da yok.!!

Çünkü içinde yaşadıkları ortam, hukukun içinde değil zaten.

İnsan kaynakları gelişimi düzeyi, fevkalade düşük bir tabakadan bahsediyoruz.

Bu kitlenin hukuk devleti bilgisi de yok zaten. Yaşadığı ortamda hukuka uymanın maliyeti ise oldukça fazla.

Gecekonduda oturan, kayıt dışı ekonomide çalışan, elektrik, su vb. hizmetleri ödeme gücü olmadığı için bunları bedava temin etmeye çalışan, geniş kitlelerden söz ediyoruz.

Bu tür bir yaşantının hukuk devleti, adalet ve hukuk kurallarına uygun işleyen bir imar, trafik, enerji vb. yasaları talep etmek gibi, bir lüksü olabilir mi..?

Hukuk devletinin bir iktisadi getirisi var, kalkınma sağladığını Daron Acemoğlu ve James Robinson kitaplarında ispatlıyor…

Ancak, hukuk devleti aynı zamanda pahalı da, kullandığınız elektriğin, suyun, kanalın faturasını ödeyecek, trafik kurallarına uyarak araç kullanacak, imar yasalarına uygun ev yapacaksınız.

Bu masraflara katlanmak için profesyonel meslek sahibi olmak ve o düzeyde gelir gerekiyor…

Onun için orta sınıfın yaygın olduğu ülkelerde, hukuk devleti veona dayalı çalışan bir demokrasi yaşıyor ve ekonomi kalkınıyor.

İşte önümüzdeki sorun da bu: Demokrasi olmadan hukuk devleti olmuyor, hukuk devleti olmadan ekonomik kalkınma olmuyor, ama Türkiye henüz yarışmacı bir otoriter devlet.

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu,
Türk siyaset bilimci.

HUKUK DEVLETİ OLMADAN
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.