Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

İSTANBULLU KİME DENİR.?

Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured
Bir defa;
     Yanni, Taki, Aleko, Yasef, Anastas, Akabi,  Raşel,  Koço, Bedros,
     isimlerinde, İstanbul yerlisinden arkadaşları olmamış; Onlarla
     kahvede, maçta, tavernalarda, okullarda, beraberce ağlayıp
    gülmemiş olanlar, İSTANBULLU sayılmaz.
Bunlara ilaveten;
     Küçüksu’da kurulan mısır kazanlarından,
     Alibeykoy’ün, sütlü kaynamış mısırından yememiş,
     Çengelköy salatalığını, bostanından koparıp tatmamış,
     Gülhane Parkında, Karagöz-Hacivat oyunu seyredememiş,
     Çiçek Pasajının, Entel Cavit’i ile sohbet edememiş,
     Tepebaşı Çocuk Tiyatrosunun zevkine varamamış,
     Sulu kule’de raks evlerine gitmemiş,
     Kara trenlerin içinde kovalamaca oynamamış,
     Kumkapı’da rakı sofrasına dostça oturup, yine dostça kalkmamış
     akşamcılar,
     Moda’daki Koço’yu bilememiş ve nefis mezelerinden tatmamış
     olanlar İSTANBUL’lu sayılmaz …
Kapalı Çarşının tüm kapılarından girip çıkmamış,
       Taksim Eftalafos Kahvesinde, nargile içmemiş ya da içenleri
       seyretmemiş dostlarımız,
       Beyoğlu’ndaki Abanoz Sokağını,
       Yüksek Kaldırımın sosyetik dilberlerini bilmeyen,
       Yeşilçam Sokağının eski halini,
       Oraya yakın aport da iş bekleyen;
       Figüran Kahvelerini, ve oralardaki sohbetlere şahit olmamışlar,
       Tepebaşındaki Müzisyenler Kahvesini,
       Organizatör Sarı Orhan’ı bilmeyenler,
       Sarıyer sahilinde balık,
       Pendik Hilmi Gazinosunda, pilaki yememiş olanlar,
       Süreyya Plajında, denize girememiş,
       Adaların tümünü gezememiş,
       Gaskonyalı Toma’yı,
       Bostancı’da Saksonyalı Vedat’ı tanımamışsan,
       Sanat güneşimiz ZEKİ MÜREN’i;
       Gar Gazinosunda, Maksimde izleyememişsen,
       Notre Dame de Sion Fransız Kız Okulu önünde,
       kız araklamaya çalışmamışsan,
       Beyoğlu’ndaki Atlantik’de, Sosisli  ya da Amerikan salatalı
       sandviç yememişsen,
       İmam Sokak’taki meşhur Çağlayan Saz’a gitmemişsen,
       Beyoğlu Rebul Eczanesinden, limon kolonyası ya da lavanta
       kolonyası almamışsan …
       Bakara’dan iskarpin alıp;
       Gömlekçi Daniş’de ısmarlama gömlek diktirmemişsen,
       Galatasaray’da ki, o nefis vitrinleri seyredememişsen,
       Kurbağalı Derenin; “O” meşhur kokusunu da duymamışsan,
       Todori’de meze yemediysen,
İSTANBUL’lu sayılmazsın,
      Adamo’yu, Peppino di Capri’yi, Louis Alberto Del Parano’yı,
       Los Paraguayos Orkestrasını Kervansaray’da, Roberto
       Lorano’yu, Taksim Belediye Gazinosunda dinleme şansına sahip
       olamamışlar,
       Çiroz’u 5 kuruşa Balık Pazarından alıp yiyememişler,
       Haliç’de torik balığı yakalayıp lakerda yapmamış olanlar,
       Beyoğlunda İnci Pastahanesinde profiterol,
       Saray Muhallebicisinde tavuk göğsü tatmamış,
       Taksim İşkembecisini,
       Feriköy’de ki, Balat’ta ki meşhur işkembecileri bilmeyenler, İSTANBUL’lu sayılmazlar..
       Lefter’i, Turgay’ı, Baba Recep’i, Can’ı ve Metin Oktay’ı,
       Mithatpaşa Stadında seyredememiş olanlar,
       Para az olunca Duhuliyeden,
       Hiç paran olmayınca, Gazhane sırtlarından maç seyretmişler
       Mithatpaşa Stadında, kurulan güreş minderlerinde;
       8 sıklette dünya şampiyonu olan, Serbest Güreş Milli
       Takımımızın aslanları,
            Yaşar Doğu, Hamit Kaplan, Müzahir Sille,
            Celal Atik’i göremeyenler,
            Harlem Globtrotters basketbol takımının gösterisini,
            Bız revüsünü, Spor ve Sergi Sarayında seyretmemiş olanlar,
            Tramvaya asılarak seyahat etmeyen,
            Beyoğlu’nun gizemli Apartmanlarının içini gezmemiş olanlar,
            Beyoğluspor Kulübünün, Rumlara ait bir Lig takımı
            olduğunu bilmeyenler,
            Bu kulüpte yetişen Sofyanidis’in Beşiktaş’a,
            Kasapoğlu’nun Yunanistan’a gittiğini bilmeyenler,
            Ramazanlarda oruç tutanın, tutmayanın nasıl kardeşçe
            yaşadığını tatmamış olanlar,
            Beyoğlu Ağa Camiinde;
            Her hafta Mevlit okunduğunu,
            Mevlit şekeri almak için;
            Rum, Ermeni, Musevi sınıf arkadaşlarının, nasıl da muzipçe
            oyunlar yaptığını görmeyenler,
            Anlatılanlara, binlercesi ilave edilebilecek İstanbul’un
            özelliklerini bilmeyenler İSTANBUL’lu sayılmazlar…
Kısacası;
            Heybeli’de mehtaba çıkmamışsan,
                 Kalamış’dan bir tatlı huzur almayı denememişsen,
                        Boğaziçi’ndeki şen gönüllere uzanamamışsan,
                               Çamlıca’da sevgilinle birlikte bir iz
                                     bırakmamışsan, ISTANBUL’lu değilsin. Yalnızca; İstanbul’da yaşıyorum veya yaşadım diyebilirsin…
Canan TOSUNER

İSTANBULLU KİME DENİR.?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

ReCAPTCHA doğrulama süresi sona erdi. Lütfen sayfayı yeniden yükleyin.

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Medyazar
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.